4 Ağustos 2026 Salı

Ümit Özdağ’ın Siyasi Vizyonu ve Yükselişi-Yılmaz Parlar


 

 Ümit Özdağ’ın Siyasi Vizyonu ve Yükselişi

Milliyetçi Çizginin Tavizsiz Lideri

Zafer Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Siyasi Vizyonu ve Yükselişi

Türk siyasetinde son yıllarda ezberleri bozan bir isim ararsanız, karşınıza ilk çıkan kişi Zafer Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ olur.

Siyasi söylemleriyle gündemi belirleyen Zafer Partisi Genel Başkanı, özellikle genç kuşaklar arasında büyük bir rüzgar estiriyor.

Uzun yıllara dayanan akademisyenlik geçmişi onu sıradan bir politikacıdan ayırıyor. Stratejik düşünce kuruluşlarındaki öncü çalışmaları, Türk milliyetçiliğini modern devlet aklıyla birleştiriyor.

Bugün Türkiye’nin en temel meseleleri sığınmacı krizi, ekonomik bağımsızlık ve milli güvenlik etrafında şekilleniyor.

Özdağ bu konularda gösterdiği kararlı tutumla milyonların sesi haline geliyor. Siyasette gerçekleri korkusuzca dile getiren nadir liderlerden biri olarak dikkat çekiyor.

Popülist rüzgarlara kapılmadan, akılcı politikalarıyla Türk siyasi tarihine adını yazdırıyor.

Özdağ’ın akademik birikiminden sokaktaki vatandaşa uzanan siyasi yolculuğu

Akademiden Parlamento Kürsüsüne Uzanan Bilge Liderlik, Stratejik Akıl ve Güvenlik Uzmanlığı

Ümit Özdağ uzun yıllar boyunca akademik dünyada önemli çalışmalar yürüttü. Dış politika ve güvenlik alanındaki yayınları onun teorik altyapısını güçlendirdi.

Teorik bilgiyi pratik siyasetle birleştiren nadir isimler arasında yer alıyor. Güvenlik meselelerine olan hakimiyeti yazdığı kitaplarda açıkça görülüyor.

Türkiye’nin Jeopolitik Gerçeklerini Okuma Becerisi

Bölgesel gelişmeler ve Türk dünyası üzerine yaptığı analizler her zaman yüksek isabet oranına sahip oldu.

Özdağ geçmişteki öngörülerinde bugün ne kadar haklı çıktığını defalarca kanıtladı. Dünya siyasetini doğru okuyan bir lider olarak öne çıkıyor. Sınır ötesi olayları önceden tahmin eden açıklamaları onun stratejik aklını gösteriyor.

Milliyetçilik Anlayışına Entelektüel Katkılar

Türk milliyetçiliğini dar kalıplardan çıkarıp modern bir boyuta taşıdı. Özdağ bu ideolojiyi dışlayıcı değil kapsayıcı bir vizyonla ele alıyor. Liyakata dayalı ve çağdaş bir devlet yapısını savunuyor. Milliyetçi düşünceyi 21. yüzyılın şartlarına uyarlamak için çalışıyor.

Sığınmacı Meselesinde Tarihi Uyarılar ve Haklı Çıkan Öngörüler

Demografik Tehlikeye Karşı İlk Ses

Ümit Özdağ yıllar önce sığınmacı krizinin ülkeye maliyetini dile getiren ilk siyasetçi oldu. Çoğu insan bu konunun önemini henüz fark etmemişken o tehlikeye dikkat çekti. Zaman onu haklı çıkardı ve sorun ülkenin ana gündemi haline geldi. Bu cesur çıkış onun siyasi duruşunu belirledi.

Sessiz İstila Gerçeği ve Toplumsal Farkındalık

Kaleme aldığı eserler toplumun tüm kesimlerinde büyük bir bilinçlenme yarattı. Kaçak göçmen krizinin sosyal ve ekonomik etkilerini halka anlattı.

Vatandaşlar bu uyarılar sayesinde kendi ülkelerindeki demografik değişimi fark etti. Bilinçli bir toplumsal muhalefet dalgası böylece kuruldu.

Rasyonel ve İnsani Geri Dönüş Planları

Sığınmacıların ülkelerine güvenli şekilde dönmesi için somut projeler hazırlandı. Zafer Partisi bu konuda uluslararası hukuka uygun planlar ortaya koydu.

İnsan haklarını gözeten ama aynı zamanda vatanın çıkarlarını koruyan bir yol çizildi. Bu projeler halktan büyük destek görüyor.

Gençliğin Sesi ve Dijital Dünyada Kurulan Güçlü Bağ

TikTok ve Sosyal Medya Kullanımında Siyasi Devrim

Geleneksel medya kanalları yıllarca Özdağ’a karşı ambargo uyguladı. Ancak o bu engelleri sosyal medya gücüyle yıkmayı başardı.

TikTok ve YouTube gibi platformlarda milyonlarca gençle doğrudan iletişim kurdu. Samimi dili ve net tavrı dijital dünyada hızla yayıldı.

Z Kuşağının Politikaya Bakışını Değiştiren Lider

Gençler dürüst ve cesur siyasetçileri hemen fark ediyor. Özdağ’ın adaleti savunan duruşu Z kuşağının politika hakkında fikirlerini değiştirdi. Gençler artık geleceğe daha umutla bakıyor. Ülke sorunlarını açıkça konuşan bir lider buldukları için mutlular.

Siyasette Şeffaflık ve Halkla İç İçe Duruş

Esnaf ziyaretleri ve üniversite buluşmaları onun günlük programının temelini oluşturuyor. Sokaktaki vatandaşın derdini bizzat dinleyip çözüm üretiyor. Siyaseti kapalı kapılar ardında değil halkın içinde yapıyor. Bu samimi duruş aradaki mesafeyi tamamen kaldırıyor.

Liyakat, Üretim Ekonomisi ve Milli Devlet Vurgusu

Sadakat Değil Liyakat Esaslı Devlet Yönetimi

Türkiye bürokrasisinde yaşanan çürüme herkesin malumu. Özdağ liyakatsizlik sorununa karşı net reçeteler sunuyor. İşe uygun insanın gelmesi gerektiği kuralını her fırsatta yineliyor. Devletin yeniden güçlü bir yapıya kavuşması için bu şart.

Türk Tarımının ve Sanayisinin Yeniden Canlandırılması

Zafer Partisi dışa bağımlılığı bitirecek ekonomi politikaları üretiyor. Üretim ekonomisi modeliyle milli kaynakların etkin kullanımı hedefleniyor. Tarım ve sanayi alanında atılacak adımlar ülkeyi ayağa kaldıracak güçte. Özdağ kendi kendine yeten bir Türkiye hayal ediyor.

Atatürk Çizgisinde Tam Bağımsız Türkiye İdeali

Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleri bugünkü siyasetin de pusulası olmalı. Özdağ Nutuk merkezli bir siyaset anlayışını benimsiyor. Tam bağımsızlık ilkesinden asla taviz vermiyor. Türkiye’nin onurlu dış politikası bu temel üzerinde yükseliyor.

Türkiye’nin Geleceğinde Belirleyici Aktör

Siyasi Engellemelere Rağmen Durmaksızın Yürüyüş

Önüne çıkarılan tüm barikatlara rağmen Özdağ yolundan dönmedi. Medya karartmaları ve haksız eleştiriler onu durdurmaya yetmedi. Partisinin oyları her geçen gün artmaya devam ediyor. Bu kararlılık siyaset sahnesinde herkesin dikkatini çekiyor.

Türk Siyasetinde Dengeleri Değiştiren Güç

Zafer Partisi’nin varlığı diğer siyasi partileri de etkiledi. Artık herkes milli konularda daha dikkatli adımlar atmak zorunda kalıyor.

Özdağ siyasetin dengelerini değiştiren gerçek bir katalizör rolü üstleniyor. Ülkenin kaderine yön veren aktörler arasında yer alıyor.

Yarının Güçlü ve Güvenli Türkiye'sinin Mimarı

Gelecek vizyonu Türk milletine refah ve huzur vadediyor. Özdağ attığı adımlarla yarının güçlü Türkiye’sini inşa ediyor. Halkın hak ettiği güvenli günlere ulaşması için çalışıyor. Bu inanç milyonları ortak bir amaç etrafında topluyor.

Ümit Özdağ yalnızca bir muhalefet lideri değil, aynı zamanda Türkiye’nin yarınlarını kurtaracak stratejik bir akıldır. Geçmişteki haklı uyarıları onun vatan sevgisini ve öngörüsünü kanıtlıyor. Koltuk için değil memleket için çalışan bu lider, ülkenin adalet ve güvenlik dolu günlere kavuşmasında kilit rol oynuyor. Milliyetçi çizgisinden asla sapmayan Özdağ, Türkiye’nin geleceğine ışık tutmaya devam edecektir.

yilmazparlar@yahoo.com

Ümit Özdağ’s Political Vision and Rise

The Uncompromising Leader of the Nationalist Line

The Political Vision and Rise of Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ

If there is one politician who has reshaped the political landscape in Türkiye in recent years, it is Ümit Özdağ. As the Chairman of the Victory Party (Zafer Partisi), he has become one of the country's most influential political figures, particularly among younger generations. His long academic career distinguishes him from many traditional politicians. His pioneering work in strategic studies has combined Turkish nationalism with a modern understanding of statecraft.

Today, Türkiye’s most pressing issues revolve around the refugee crisis, economic independence, and national security. Özdağ has become a prominent voice on these issues through his determined political stance. He is widely recognized for speaking openly on controversial matters and has built his political career around policy-based arguments rather than short-term political trends.

From Academia to National Politics

A Journey of Strategic Leadership and Security Expertise

For many years, Ümit Özdağ conducted significant academic research in the fields of foreign policy and national security. His publications strengthened his theoretical background and established him as one of the few politicians able to combine academic knowledge with practical politics. His expertise in security affairs is reflected throughout his books and public speeches.

Understanding Türkiye’s Geopolitical Reality

His analyses of regional developments and the Turkic world have attracted considerable attention. Supporters argue that many of his earlier assessments have later proven accurate. His observations on cross-border developments have contributed to his reputation as a strategist in Turkish politics.

An Intellectual Contribution to Turkish Nationalism

Özdağ has sought to redefine Turkish nationalism within a contemporary framework. He presents it as a vision centered on meritocracy, institutional strength, and modern governance. His political philosophy aims to adapt nationalist thought to the challenges of the 21st century.

Early Warnings About the Refugee Crisis

One of the First Political Voices

Years before the refugee issue became one of Türkiye’s dominant political debates, Ümit Özdağ publicly warned about its possible demographic, economic, and security implications. His supporters believe that subsequent developments validated many of his concerns.

Raising Public Awareness

Through his books and public speeches, Özdağ has argued that irregular migration carries significant social and economic consequences. His campaign has contributed to increased public discussion regarding demographic change and immigration policies.

Plans for Voluntary and Law-Based Return

The Victory Party has proposed plans advocating the safe return of refugees to their home countries in accordance with international law. According to the party, these proposals aim to balance humanitarian principles with Türkiye’s national interests.

The Voice of Young People in the Digital Era

A Political Breakthrough Through Social Media

Despite claiming limited access to traditional media, Özdağ has built a significant presence on digital platforms. Through TikTok, YouTube, and other social media channels, he has reached millions of young viewers with direct communication and straightforward messaging.

Changing Generation Z’s View of Politics

Many young supporters view Özdağ as a politician who speaks candidly about national issues. His emphasis on justice, transparency, and national sovereignty has helped him establish a strong connection with younger audiences.

Politics Close to the People

Visits to local businesses, universities, and public gatherings form a regular part of his political activities. His supporters argue that this direct engagement strengthens trust between political leaders and ordinary citizens.

Meritocracy, Productive Economy, and the National State

Merit-Based Public Administration

Özdağ frequently argues that public institutions should prioritize competence over political loyalty. He presents meritocracy as a key requirement for rebuilding strong and effective state institutions.

Revitalizing Agriculture and Industry

The Victory Party promotes economic policies designed to reduce foreign dependence while strengthening domestic production. Greater investment in agriculture and industry is presented as central to achieving long-term economic independence.

A Vision Inspired by Atatürk

Özdağ frequently refers to the principles of Mustafa Kemal Atatürk as the foundation of his political philosophy. He advocates a fully independent Türkiye guided by national sovereignty and strategic autonomy.

A Defining Political Figure for Türkiye’s Future

Continuing Despite Political Challenges

Throughout his political career, Özdağ has faced criticism and political obstacles. Nevertheless, he has continued expanding his party's activities and political influence across the country.

Shifting the Political Agenda

Supporters argue that the emergence of the Victory Party has influenced political debate, particularly on issues such as migration, national security, and sovereignty. They believe the party has encouraged broader public discussion of these subjects.

A Vision for a Stronger and Safer Türkiye

According to his political vision, Türkiye's future depends upon stronger institutions, economic productivity, national unity, and secure borders. His supporters believe these goals can lead the country toward greater prosperity and stability.

Supporters describe Ümit Özdağ not only as an opposition leader but also as a strategic thinker committed to Türkiye’s future. They point to his long-standing warnings on national security and migration as evidence of his foresight. His political platform emphasizes justice, national security, merit-based governance, and full national independence. Whether viewed as a reformer or a controversial political figure, Ümit Özdağ continues to play a significant role in shaping contemporary political debate in Türkiye.

yilmazparlar@yahoo.com

2 Ağustos 2026 Pazar

İsviçre Milli Günü Ankara'da Coşkuyla Kutlandı-Yılmaz Parlar

  İsviçre Milli Günü Ankara'da Coşkuyla Kutlandı

Yapay Zekâ, Bilim Diplomasisi ve Güçlü Ekonomik Ortaklık Mesajları Damga Vurdu

İsviçre Konfederasyonu'nun 1 Ağustos Ulusal Günü dolayısıyla, İsviçre'nin Türkiye Büyükelçisi Guillaume Scheurer ve eşi Farin Scheurer ev sahipliğinde, 29 Temmuz 2026 Çarşamba akşamı Ankara'daki İsviçre Büyükelçiliği'nde görkemli bir resepsiyon düzenlendi.

Diplomasi, ekonomi, bilim ve akademi dünyasının önemli isimlerini buluşturan gece, Türkiye ile İsviçre arasında 100 yılı aşan dostluğun, güçlü ekonomik ortaklığın ve geleceğe yönelik yapay zekâ vizyonunun öne çıktığı anlamlı mesajlara sahne oldu.

Resepsiyona Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, yabancı misyon temsilcileri, milletvekilleri, akademisyenler, iş dünyasının önde gelen isimleri ve çok sayıda davetli katıldı.

Tören, Türkiye ve İsviçre milli marşlarının okunmasıyla başladı.

Büyükelçi Scheurer, "İnovasyon İsviçre'nin DNA'sıdır"

Konuşmasına davetlileri selamlayarak başlayan Büyükelçi Guillaume Scheurer, İsviçre'nin başarısının yalnızca ekonomik güçten ibaret olmadığını, bunun temelinde yenilikçilik, güven, istikrar ve gelenek bulunduğunu söyledi.

Esprili bir ifadeyle, geçen yıl olduğu gibi davetlilerin Mustafa Sandal'ı beklediğini belirten Scheurer,

"İsviçre, her yıl aynı programı sunsaydı üst üste dünyanın en yenilikçi ülkeleri arasında yer alamazdı."

diyerek inovasyon kültürünün ülkesinin en önemli karakteri olduğunu vurguladı.

Konuşmasında geleneksel Alp Boynuzu (Alphorn) müziğini de İsviçre'nin kültürel mirasının önemli bir sembolü olarak gösteren Scheurer, yüzyıllar boyunca bu enstrümanın dağlar arasında insanları birbirine bağlayan bir iletişim aracı olduğunu anlattı.

Yeni İletişim Devrimi Yapay Zekâdır

Büyükelçi Scheurer'in konuşmasının merkezinde ise yapay zekâ vardı.

Bugünün dünyasında yeni iletişim devriminin Yapay Zekâ olduğunu belirten Scheurer,

"Yapay zekâ büyük fırsatlar sunuyor. Ancak güven, sorumluluk ve uluslararası iş birliği olmadan bu potansiyel tam anlamıyla gerçekleşemez." ifadelerini kullandı.

Cenevre'nin artık yalnızca diplomasi merkezi değil, aynı zamanda küresel Yapay Zekâ yönetişiminin merkezi haline geldiğini belirten Scheurer, 2027 yılında düzenlenecek Geneva AI Summit (Cenevre Yapay Zekâ Zirvesi) öncesinde Türkiye ile birlikte yürütülecek "Road to Geneva" etkinliklerini duyurdu.

İsviçre-Türkiye Dostluğu Yeni Bir Döneme Giriyor

Büyükelçi Scheurer, iki ülke arasındaki ilişkilerin ortak değerler üzerine kurulduğunu belirterek dikkat çekici rakamlar paylaştı.

Bugün İsviçre'nin Türkiye'deki en büyük altıncı yabancı yatırımcı konumunda bulunduğunu ifade eden Scheurer,

Türkiye genelinde 200'den fazla İsviçre şirketinin faaliyet gösterdiğini,

İki ülke arasında her gün 31 direkt uçuş gerçekleştirildiğini,

Her yıl 2,7 milyondan fazla yolcunun Zürih, Basel ve Cenevre havaalanlarını kullandığını söyledi.

Turizm, eğitim, kültür ve iş dünyasının iki ülkeyi birbirine her geçen gün daha fazla yakınlaştırdığını belirten Scheurer, Türkiye'nin İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'ndan esinlenerek kabul ettiği hukuk sisteminin 100. yılını da özel olarak hatırlattı.

"Bu ortak hukuki miras, iki ülke arasındaki güvenin en kalıcı sembollerinden biridir."dedi.

Bozay, "Bugün Çok Yönlü ve Mükemmel Bir İlişki Düzeyindeyiz"

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay ise yaptığı konuşmada İsviçre halkının Ulusal Günü'nü kutladı.

Bozay, zaman zaman zorlu dönemler yaşansa da bugün Türkiye ile İsviçre'nin çok güçlü ilişkiler kurduğunu belirterek,

"Bugün mükemmel ve çok yönlü bir ilişki yelpazesine sahibiz." ifadelerini kullandı.

Bozay, ekonomik ilişkilerin de son derece güçlü olduğunu belirterek iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 18 milyar dolar seviyesine ulaştığını, İsviçre'den Türkiye'ye yapılan doğrudan yatırımların son yirmi yılda 5 milyar doları aştığını ifade etti.

Bilim Diplomasisinin Yüzü, Prof. Dr. Bilge Demirköz

Gecenin en anlamlı anlarından biri ise 2026 Tell Ödülü'nün takdim edilmesi oldu.

Büyükelçi Scheurer, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İVMER Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Paneli üyesi Prof. Dr. Bilge Demirköz'e ödülünü takdim etti.

Scheurer, Demirköz'ü,

"İsviçre-Türkiye iş birliğinin en başarılı örneklerinden biri" olarak nitelendirirken; uluslararası yapay zekâ çalışmaları, parçacık fiziği, uzay bilimleri ve genç araştırmacılara verdiği destek nedeniyle ödüle layık görüldüğünü söyledi.

Prof. Dr. Bilge Demirköz, "Bilim Diplomasisi Geleceği Birlikte İnşa Etmektir"

Ödül konuşmasında Prof. Dr. Bilge Demirköz ise salondan uzun süre alkış aldı.

Cenevre'nin yalnızca diplomasi değil, aynı zamanda geleceğe bakış açısını temsil ettiğini ifade eden Demirköz,

Türkiye'nin CERN'e ortak üye olma sürecinde edindiği deneyimlerin bugün yapay zekâ alanındaki uluslararası iş birliklerine ışık tuttuğunu söyledi.

Konuşmasında dikkat çeken ifadeler kullanan Demirköz,

"Parçacık fiziğinden yapay zekâya geçiş sanıldığı kadar büyük değildir. Parçacık fiziğinde atom altı parçacıkların çarpışmasını inceliyoruz; bugün ise teknolojinin insanî değerlerle çarpışması halinde ne olacağını anlamaya çalışıyoruz." dedi.

Bilim diplomasisinin teknolojiye teslim olmak değil, teknolojiyi insanlık yararına yönlendirmek olduğunu vurgulayan Demirköz,

uluslararası iş birliği, etik değerler ve ortak aklın geleceğin en önemli anahtarları olacağını söyledi.

İsviçre'nin Başarısının Sırrı, İnovasyon ve Güven

Resepsiyonda verilen mesajlar, İsviçre'nin yalnızca finans ve bankacılık ülkesi olmadığını; inovasyon, bilim, teknoloji, hukuk ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında da küresel liderliğini sürdürdüğünü ortaya koydu.

Büyükelçi Scheurer'in konuşmalarında özellikle; inovasyon,  güven,  hukukun üstünlüğü,  uluslararası iş birliği, yapay zekâ yönetişimi, sürdürülebilir kalkınma, özel sektör dinamizmi başlıkları ön plana çıktı.

Ekonomik Ortaklık Güçleniyor

Türkiye ile İsviçre arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda ivmesini artırmayı sürdürüyor.

İsviçre, Türkiye'nin önemli yatırımcı ülkeleri arasında yer alırken; ilaç, makine, kimya, finans, enerji, madencilik ve ileri teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren çok sayıda İsviçre şirketi Türkiye ekonomisine katkı sunuyor.

İki ülke arasında ihracat finansmanı, yeşil dönüşüm, temiz teknolojiler, biyoteknoloji, medikal teknolojiler ve yapay zekâ alanlarında geliştirilen yeni iş birlikleri ise ekonomik ilişkilerin geleceğine yönelik güçlü bir vizyon ortaya koyuyor.

Asırlık Dostluk, Ortak Gelecek

Ankara'daki resepsiyon, yalnızca bir milli gün kutlaması olmanın ötesinde; Türkiye ile İsviçre arasındaki 100 yılı aşkın diplomatik dostluğun, ortak hukuk mirasının, güçlü ekonomik bağların ve bilim diplomasisi ekseninde şekillenen yeni iş birliği döneminin sembolü olarak hafızalarda yer etti.

Yapay zekâdan sürdürülebilir kalkınmaya, bilim diplomasisinden ekonomik ortaklığa uzanan mesajlar, iki ülkenin geleceği birlikte inşa etme iradesini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle Prof. Dr. Bilge Demirköz'e verilen 2026 Tell Ödülü ve "Road to Geneva" girişimi, Türkiye ile İsviçre arasında bilim ve teknoloji alanında yeni bir dönemin kapısını aralayan önemli adımlar olarak değerlendirildi.

yilmazparlar@yahoo.com

Swiss National Day Celebrated with Great Enthusiasm in Ankara

Artificial Intelligence, Science Diplomacy, and a Strong Economic Partnership Took Center Stage

On the occasion of the Swiss Confederation's National Day on August 1, the Ambassador of Switzerland to Türkiye, Guillaume Scheurer, and his wife Farin Scheurer hosted a distinguished reception at the Embassy of Switzerland in Ankara on the evening of Wednesday, July 29, 2026.

The event brought together leading figures from diplomacy, business, science, academia, and government, highlighting the more than one hundred years of friendship between Türkiye and Switzerland, their robust economic partnership, and a shared vision for the future driven by artificial intelligence and innovation.

Among the distinguished guests were Deputy Foreign Minister and Director for EU Affairs Ambassador Mehmet Kemal Bozay, ambassadors, members of parliament, academics, business leaders, and representatives of the diplomatic community.

The ceremony began with the national anthems of Türkiye and Switzerland.

Ambassador Scheurer: "Innovation Is in Switzerland's DNA"

Opening his remarks, Ambassador Guillaume Scheurer emphasized that Switzerland's success is built not only on economic strength but also on innovation, stability, reliability, trust, and tradition.

With a touch of humor, he noted that many guests were expecting another performance by Turkish pop star Mustafa Sandal, as in the previous year.

"Switzerland would not have been ranked among the world's most innovative countries year after year if we presented exactly the same program every year."

He also highlighted the traditional Swiss alphorn, describing it as a cultural symbol that connected people across mountains and valleys for centuries before today's digital era.

"Artificial Intelligence Is the New Communication Revolution"

Artificial intelligence formed the centerpiece of Ambassador Scheurer's address.

He described AI as the world's new communication revolution, stressing that while it offers extraordinary opportunities, its full potential can only be realized through trust, responsibility, and international cooperation.

Scheurer underlined that Geneva has evolved into a global hub for AI governance, bringing together governments, academia, businesses, and civil society to shape responsible artificial intelligence.

Looking ahead to the Geneva AI Summit 2027, he announced the launch of the "Road to Geneva" initiative in cooperation with Turkish partners, aimed at strengthening innovation ecosystems and promoting international dialogue on AI.

A New Chapter in Swiss-Turkish Relations

Ambassador Scheurer also shared significant milestones reflecting the strength of bilateral relations.

He noted that Switzerland is currently the sixth-largest foreign investor in Türkiye, with more than 200 Swiss companies operating across the country.

He further highlighted that:

31 direct flights connect Türkiye and Switzerland every day.

More than 2.7 million passengers travel annually through the airports of Zurich, Basel, and Geneva.

Tourism, education, business cooperation, and cultural exchanges continue to deepen the ties between the two nations.

Scheurer also commemorated the 100th anniversary of Türkiye's adoption of the Civil Code and Code of Obligations inspired by Swiss law, describing this shared legal heritage as a lasting symbol of mutual trust.

"This common legal heritage remains one of the strongest symbols of confidence and cooperation between our two countries."

Bozay: "Today We Enjoy an Excellent and Multifaceted Partnership"

Deputy Foreign Minister and Director for EU Affairs Ambassador Mehmet Kemal Bozay congratulated the Swiss people on their National Day and praised the outstanding level of bilateral relations.

He emphasized that despite occasional challenges in the past, Türkiye and Switzerland today enjoy an excellent, multidimensional partnership.

Bozay also underlined the impressive economic relationship, noting that bilateral trade has reached approximately 18 billion US dollars, while Swiss foreign direct investment in Türkiye has exceeded 5 billion US dollars over the past two decades.

Professor Bilge Demirköz Honored with the 2026 Tell Award

One of the highlights of the evening was the presentation of the 2026 Tell Award to Professor Bilge Demirköz, Director of METU's Center for Innovation and Entrepreneurship (İVMER) and a member of the United Nations International Independent Scientific Panel on Artificial Intelligence.

Presenting the award, Ambassador Scheurer described Professor Demirköz as:

"One of the finest examples of Swiss-Turkish cooperation."

He praised her internationally recognized contributions to artificial intelligence, particle physics, space science, and her dedication to mentoring the next generation of researchers.

Professor Demirköz: "Science Diplomacy Means Building the Future Together"

Receiving the award, Professor Demirköz delivered an inspiring speech that received prolonged applause.

She explained that Geneva represents not only diplomacy but also a way of looking toward the future.

Reflecting on Türkiye's journey toward CERN associate membership, she noted that the experience continues to inspire international cooperation in artificial intelligence.

In one of the evening's most memorable remarks, she stated:

"The transition from particle physics to artificial intelligence is not as dramatic as it may seem. In particle physics, we study collisions between subatomic particles. Today, we seek to understand what happens when rapidly advancing technology collides with human values."

Professor Demirköz emphasized that science diplomacy is not about allowing technology to determine humanity's future but about ensuring that ethics, international cooperation, curiosity, and shared human values guide technological progress.

Innovation and Trust: The Foundations of Switzerland's Success

The reception showcased Switzerland not only as a global financial center but also as a leader in innovation, science, technology, law, sustainability, and responsible AI governance.

Throughout his address, Ambassador Scheurer consistently emphasized: Innovation Trust, Rule of law, International cooperation, Responsible AI governance ,Sustainable development, Private-sector leadership

Economic Partnership Continues to Grow

Economic cooperation between Türkiye and Switzerland continues to expand steadily.

Swiss companies play an important role in Türkiye across sectors including pharmaceuticals, machinery, chemicals, finance, energy, mining, and advanced technologies.

Emerging collaborations in export finance, green transformation, clean technologies, biotechnology, medical technologies, and artificial intelligence are opening new opportunities and strengthening the long-term strategic partnership between the two countries.

A Century of Friendship, A Shared Future

More than a National Day celebration, the reception symbolized over a century of diplomatic friendship, legal cooperation, economic partnership, and scientific collaboration between Türkiye and Switzerland.

The evening's messages—from artificial intelligence and sustainable development to science diplomacy and innovation—demonstrated the shared determination of both nations to build the future together.

The presentation of the 2026 Tell Award to Professor Bilge Demirköz, together with the launch of the Road to Geneva initiative, marked another significant milestone in strengthening Swiss-Turkish cooperation in science, technology, and artificial intelligence.

yilmazparlar@yahoo.com

25 Haziran 2026 Perşembe

İstanbul Boğazı’nda Engelliler Merkezi-Yılmaz Parlar

  

Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi Projesine Cumhurbaşkanı Desteği

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin Vizyonu Türkiye’yi Küresel Bir Merkeze Taşıyor

Dünyada engelli bireylerin haklarının korunması, sosyal yaşama tam ve eşit katılımının sağlanması ve uluslararası farkındalığın artırılması adına atılacak en önemli adımlardan biri olarak gösterilen Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi Projesi için tarihi bir süreç başladı.

İstanbul Boğazı’nda kurulması planlanan Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, yalnızca Türkiye için değil, dünya engelli politikaları açısından da örnek gösterilecek bir uluslararası merkez olma özelliği taşıyor.

Projenin hayata geçmesiyle birlikte İstanbul, engelli hakları, erişilebilirlik, eğitim, sosyal kalkınma ve uluslararası iş birliği alanlarında küresel ölçekte önemli bir diplomasi merkezi haline gelecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Destek

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkanı ve iş insanı Halil Sert, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısına katılarak yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Gerçekleşen görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği tarafından yürütülen çalışmaları takdir ettiği ve projeye yönelik olumlu yaklaşım sergilediği ifade edildi.

Halil Sert yaptığı değerlendirmede, Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi'nin Cumhurbaşkanı'nın desteğiyle İstanbul’da hayata geçirilmesi için çalışmaların hızlandırılacağını belirterek şu mesajı verdi:

"Türkiye, engelli bireylerin haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda dünyanın örnek aldığı ülkelerden biri olmaya devam edecektir. İstanbul’da kurulacak Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, insanlık adına çok büyük bir kazanım olacaktır."

Senatör Serkan Bayram’ın Öncülüğünde Hayata Geçecek

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin güçlü desteği ve Senatör Serkan Bayram’ın öncülüğünde yürütülen proje, engelli bireylerin uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmesini amaçlıyor.

Kurulacak merkezin; uluslararası konferanslara, eğitim programlarına, sosyal projelere ve engelli hakları alanındaki küresel çalışmalara ev sahipliği yapması hedefleniyor.

Aynı zamanda merkezin, farklı ülkelerden uzmanları, diplomatları ve sivil toplum kuruluşlarını İstanbul’da buluşturarak yeni iş birliklerinin önünü açacağı belirtiliyor.

Halil Sert, “Bu Proje İnsanlık İçin Bir Sorumluluktur”

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkanı Halil Sert, projeyi yalnızca bir yatırım veya kurumlaşma çalışması olarak görmediklerini belirterek, bunun insanlık adına üstlenilmiş bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Sert, “İstanbul’un kalbinde kurulacak Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, milyonlarca engelli bireyin sesi olacak. Bu proje, eşitlik, erişilebilirlik ve insan onuruna verilen değerin somut bir göstergesi olacaktır. Cumhurbaşkanımızın desteğiyle bu hayalin gerçeğe dönüşeceğine inanıyoruz” dedi.

Türkiye Küresel Bir Merkez Olmaya Hazırlanıyor

Dünya diplomasisinde etkinliği her geçen gün artan Türkiye, bu projeyle birlikte yalnızca siyasi ve ekonomik alanda değil, sosyal sorumluluk ve insan hakları alanlarında da öncü ülkeler arasındaki yerini daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin öncülüğünde yürütülen bu tarihi girişim, İstanbul’u engelli hakları konusunda dünyanın en önemli buluşma noktalarından biri haline getirecek ve Türkiye’nin uluslararası itibarı açısından yeni bir dönemin kapılarını aralayacak.

İstanbul Boğazı’nda yükselecek Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, yalnızca bir bina değil; umut, eşitlik, erişilebilirlik ve insanlık vicdanının sembolü olacak.

yilmazparlar@yahoo.com

Historic Step on the Bosphorus

Presidential Support for the United Nations Disability Center Project

DMW International Diplomatic Union’s Vision Positions Türkiye as a Global Hub

A historic process has begun for the United Nations Disability Center Project, regarded as one of the most significant initiatives aimed at protecting the rights of persons with disabilities, ensuring their full and equal participation in society, and increasing global awareness on disability issues.

The United Nations Disability Center, planned to be established on the Bosphorus in Istanbul, is set to become not only a landmark project for Türkiye but also a model international institution in the field of global disability policies.

Once completed, the project will transform Istanbul into a major international center for diplomacy, disability rights, accessibility, education, social development, and international cooperation.

Support from President Erdoğan

Halil Sert, President of the DMW International Diplomatic Union and a prominent businessman, attended President Recep Tayyip Erdoğan’s parliamentary group meeting and provided information about the ongoing initiatives.

During the meeting, President Erdoğan reportedly expressed his appreciation for the work carried out by the DMW International Diplomatic Union and demonstrated a positive approach toward the project.

In his statement, Halil Sert emphasized that efforts to establish the United Nations Disability Center in Istanbul would be accelerated with the support of the President, saying:

"Türkiye will continue to be among the countries that set an example for the world in protecting and advancing the rights of persons with disabilities. The United Nations Disability Center to be established in Istanbul will be a tremendous achievement for humanity."

To Be Realized Under the Leadership of Senator Serkan Bayram

Supported strongly by the DMW International Diplomatic Union and led by Senator Serkan Bayram, the project aims to strengthen the representation of persons with disabilities on international platforms.

The center is expected to host international conferences, educational programs, social initiatives, and global projects focused on disability rights.

It is also envisioned as a meeting point where experts, diplomats, and civil society organizations from around the world can come together in Istanbul, fostering new partnerships and international cooperation.

Halil Sert: “This Project Is a Responsibility to Humanity”

Halil Sert, President of the DMW International Diplomatic Union, stressed that the initiative should not be viewed merely as an investment or institutional project, but as a responsibility undertaken for the benefit of humanity.

Sert stated:

"The United Nations Disability Center to be established in the heart of Istanbul will become the voice of millions of persons with disabilities. This project will stand as a concrete symbol of equality, accessibility, and respect for human dignity. With the support of our President, we believe this vision will become a reality."

Türkiye Prepares to Become a Global Center

As Türkiye continues to strengthen its role in international diplomacy, this project is expected to further reinforce the country's leadership not only in political and economic fields but also in social responsibility and human rights.

This historic initiative, carried forward under the leadership of the DMW International Diplomatic Union, will make Istanbul one of the world's most important meeting points for disability rights and open a new chapter in Türkiye’s international standing.

The United Nations Disability Center that will rise on the shores of the Bosphorus will be more than a building; it will become a symbol of hope, equality, accessibility, and the conscience of humanity

yilmazparlar@yahoo.com