2 Ağustos 2026 Pazar

İsviçre Milli Günü Ankara'da Coşkuyla Kutlandı-Yılmaz Parlar

  İsviçre Milli Günü Ankara'da Coşkuyla Kutlandı

Yapay Zekâ, Bilim Diplomasisi ve Güçlü Ekonomik Ortaklık Mesajları Damga Vurdu

İsviçre Konfederasyonu'nun 1 Ağustos Ulusal Günü dolayısıyla, İsviçre'nin Türkiye Büyükelçisi Guillaume Scheurer ve eşi Farin Scheurer ev sahipliğinde, 29 Temmuz 2026 Çarşamba akşamı Ankara'daki İsviçre Büyükelçiliği'nde görkemli bir resepsiyon düzenlendi.

Diplomasi, ekonomi, bilim ve akademi dünyasının önemli isimlerini buluşturan gece, Türkiye ile İsviçre arasında 100 yılı aşan dostluğun, güçlü ekonomik ortaklığın ve geleceğe yönelik yapay zekâ vizyonunun öne çıktığı anlamlı mesajlara sahne oldu.

Resepsiyona Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, yabancı misyon temsilcileri, milletvekilleri, akademisyenler, iş dünyasının önde gelen isimleri ve çok sayıda davetli katıldı.

Tören, Türkiye ve İsviçre milli marşlarının okunmasıyla başladı.

Büyükelçi Scheurer, "İnovasyon İsviçre'nin DNA'sıdır"

Konuşmasına davetlileri selamlayarak başlayan Büyükelçi Guillaume Scheurer, İsviçre'nin başarısının yalnızca ekonomik güçten ibaret olmadığını, bunun temelinde yenilikçilik, güven, istikrar ve gelenek bulunduğunu söyledi.

Esprili bir ifadeyle, geçen yıl olduğu gibi davetlilerin Mustafa Sandal'ı beklediğini belirten Scheurer,

"İsviçre, her yıl aynı programı sunsaydı üst üste dünyanın en yenilikçi ülkeleri arasında yer alamazdı."

diyerek inovasyon kültürünün ülkesinin en önemli karakteri olduğunu vurguladı.

Konuşmasında geleneksel Alp Boynuzu (Alphorn) müziğini de İsviçre'nin kültürel mirasının önemli bir sembolü olarak gösteren Scheurer, yüzyıllar boyunca bu enstrümanın dağlar arasında insanları birbirine bağlayan bir iletişim aracı olduğunu anlattı.

Yeni İletişim Devrimi Yapay Zekâdır

Büyükelçi Scheurer'in konuşmasının merkezinde ise yapay zekâ vardı.

Bugünün dünyasında yeni iletişim devriminin Yapay Zekâ olduğunu belirten Scheurer,

"Yapay zekâ büyük fırsatlar sunuyor. Ancak güven, sorumluluk ve uluslararası iş birliği olmadan bu potansiyel tam anlamıyla gerçekleşemez." ifadelerini kullandı.

Cenevre'nin artık yalnızca diplomasi merkezi değil, aynı zamanda küresel Yapay Zekâ yönetişiminin merkezi haline geldiğini belirten Scheurer, 2027 yılında düzenlenecek Geneva AI Summit (Cenevre Yapay Zekâ Zirvesi) öncesinde Türkiye ile birlikte yürütülecek "Road to Geneva" etkinliklerini duyurdu.

İsviçre-Türkiye Dostluğu Yeni Bir Döneme Giriyor

Büyükelçi Scheurer, iki ülke arasındaki ilişkilerin ortak değerler üzerine kurulduğunu belirterek dikkat çekici rakamlar paylaştı.

Bugün İsviçre'nin Türkiye'deki en büyük altıncı yabancı yatırımcı konumunda bulunduğunu ifade eden Scheurer,

Türkiye genelinde 200'den fazla İsviçre şirketinin faaliyet gösterdiğini,

İki ülke arasında her gün 31 direkt uçuş gerçekleştirildiğini,

Her yıl 2,7 milyondan fazla yolcunun Zürih, Basel ve Cenevre havaalanlarını kullandığını söyledi.

Turizm, eğitim, kültür ve iş dünyasının iki ülkeyi birbirine her geçen gün daha fazla yakınlaştırdığını belirten Scheurer, Türkiye'nin İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'ndan esinlenerek kabul ettiği hukuk sisteminin 100. yılını da özel olarak hatırlattı.

"Bu ortak hukuki miras, iki ülke arasındaki güvenin en kalıcı sembollerinden biridir."dedi.

Bozay, "Bugün Çok Yönlü ve Mükemmel Bir İlişki Düzeyindeyiz"

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay ise yaptığı konuşmada İsviçre halkının Ulusal Günü'nü kutladı.

Bozay, zaman zaman zorlu dönemler yaşansa da bugün Türkiye ile İsviçre'nin çok güçlü ilişkiler kurduğunu belirterek,

"Bugün mükemmel ve çok yönlü bir ilişki yelpazesine sahibiz." ifadelerini kullandı.

Bozay, ekonomik ilişkilerin de son derece güçlü olduğunu belirterek iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 18 milyar dolar seviyesine ulaştığını, İsviçre'den Türkiye'ye yapılan doğrudan yatırımların son yirmi yılda 5 milyar doları aştığını ifade etti.

Bilim Diplomasisinin Yüzü, Prof. Dr. Bilge Demirköz

Gecenin en anlamlı anlarından biri ise 2026 Tell Ödülü'nün takdim edilmesi oldu.

Büyükelçi Scheurer, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İVMER Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Paneli üyesi Prof. Dr. Bilge Demirköz'e ödülünü takdim etti.

Scheurer, Demirköz'ü,

"İsviçre-Türkiye iş birliğinin en başarılı örneklerinden biri" olarak nitelendirirken; uluslararası yapay zekâ çalışmaları, parçacık fiziği, uzay bilimleri ve genç araştırmacılara verdiği destek nedeniyle ödüle layık görüldüğünü söyledi.

Prof. Dr. Bilge Demirköz, "Bilim Diplomasisi Geleceği Birlikte İnşa Etmektir"

Ödül konuşmasında Prof. Dr. Bilge Demirköz ise salondan uzun süre alkış aldı.

Cenevre'nin yalnızca diplomasi değil, aynı zamanda geleceğe bakış açısını temsil ettiğini ifade eden Demirköz,

Türkiye'nin CERN'e ortak üye olma sürecinde edindiği deneyimlerin bugün yapay zekâ alanındaki uluslararası iş birliklerine ışık tuttuğunu söyledi.

Konuşmasında dikkat çeken ifadeler kullanan Demirköz,

"Parçacık fiziğinden yapay zekâya geçiş sanıldığı kadar büyük değildir. Parçacık fiziğinde atom altı parçacıkların çarpışmasını inceliyoruz; bugün ise teknolojinin insanî değerlerle çarpışması halinde ne olacağını anlamaya çalışıyoruz." dedi.

Bilim diplomasisinin teknolojiye teslim olmak değil, teknolojiyi insanlık yararına yönlendirmek olduğunu vurgulayan Demirköz,

uluslararası iş birliği, etik değerler ve ortak aklın geleceğin en önemli anahtarları olacağını söyledi.

İsviçre'nin Başarısının Sırrı, İnovasyon ve Güven

Resepsiyonda verilen mesajlar, İsviçre'nin yalnızca finans ve bankacılık ülkesi olmadığını; inovasyon, bilim, teknoloji, hukuk ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında da küresel liderliğini sürdürdüğünü ortaya koydu.

Büyükelçi Scheurer'in konuşmalarında özellikle; inovasyon,  güven,  hukukun üstünlüğü,  uluslararası iş birliği, yapay zekâ yönetişimi, sürdürülebilir kalkınma, özel sektör dinamizmi başlıkları ön plana çıktı.

Ekonomik Ortaklık Güçleniyor

Türkiye ile İsviçre arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda ivmesini artırmayı sürdürüyor.

İsviçre, Türkiye'nin önemli yatırımcı ülkeleri arasında yer alırken; ilaç, makine, kimya, finans, enerji, madencilik ve ileri teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren çok sayıda İsviçre şirketi Türkiye ekonomisine katkı sunuyor.

İki ülke arasında ihracat finansmanı, yeşil dönüşüm, temiz teknolojiler, biyoteknoloji, medikal teknolojiler ve yapay zekâ alanlarında geliştirilen yeni iş birlikleri ise ekonomik ilişkilerin geleceğine yönelik güçlü bir vizyon ortaya koyuyor.

Asırlık Dostluk, Ortak Gelecek

Ankara'daki resepsiyon, yalnızca bir milli gün kutlaması olmanın ötesinde; Türkiye ile İsviçre arasındaki 100 yılı aşkın diplomatik dostluğun, ortak hukuk mirasının, güçlü ekonomik bağların ve bilim diplomasisi ekseninde şekillenen yeni iş birliği döneminin sembolü olarak hafızalarda yer etti.

Yapay zekâdan sürdürülebilir kalkınmaya, bilim diplomasisinden ekonomik ortaklığa uzanan mesajlar, iki ülkenin geleceği birlikte inşa etme iradesini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle Prof. Dr. Bilge Demirköz'e verilen 2026 Tell Ödülü ve "Road to Geneva" girişimi, Türkiye ile İsviçre arasında bilim ve teknoloji alanında yeni bir dönemin kapısını aralayan önemli adımlar olarak değerlendirildi.

yilmazparlar@yahoo.com

Swiss National Day Celebrated with Great Enthusiasm in Ankara

Artificial Intelligence, Science Diplomacy, and a Strong Economic Partnership Took Center Stage

On the occasion of the Swiss Confederation's National Day on August 1, the Ambassador of Switzerland to Türkiye, Guillaume Scheurer, and his wife Farin Scheurer hosted a distinguished reception at the Embassy of Switzerland in Ankara on the evening of Wednesday, July 29, 2026.

The event brought together leading figures from diplomacy, business, science, academia, and government, highlighting the more than one hundred years of friendship between Türkiye and Switzerland, their robust economic partnership, and a shared vision for the future driven by artificial intelligence and innovation.

Among the distinguished guests were Deputy Foreign Minister and Director for EU Affairs Ambassador Mehmet Kemal Bozay, ambassadors, members of parliament, academics, business leaders, and representatives of the diplomatic community.

The ceremony began with the national anthems of Türkiye and Switzerland.

Ambassador Scheurer: "Innovation Is in Switzerland's DNA"

Opening his remarks, Ambassador Guillaume Scheurer emphasized that Switzerland's success is built not only on economic strength but also on innovation, stability, reliability, trust, and tradition.

With a touch of humor, he noted that many guests were expecting another performance by Turkish pop star Mustafa Sandal, as in the previous year.

"Switzerland would not have been ranked among the world's most innovative countries year after year if we presented exactly the same program every year."

He also highlighted the traditional Swiss alphorn, describing it as a cultural symbol that connected people across mountains and valleys for centuries before today's digital era.

"Artificial Intelligence Is the New Communication Revolution"

Artificial intelligence formed the centerpiece of Ambassador Scheurer's address.

He described AI as the world's new communication revolution, stressing that while it offers extraordinary opportunities, its full potential can only be realized through trust, responsibility, and international cooperation.

Scheurer underlined that Geneva has evolved into a global hub for AI governance, bringing together governments, academia, businesses, and civil society to shape responsible artificial intelligence.

Looking ahead to the Geneva AI Summit 2027, he announced the launch of the "Road to Geneva" initiative in cooperation with Turkish partners, aimed at strengthening innovation ecosystems and promoting international dialogue on AI.

A New Chapter in Swiss-Turkish Relations

Ambassador Scheurer also shared significant milestones reflecting the strength of bilateral relations.

He noted that Switzerland is currently the sixth-largest foreign investor in Türkiye, with more than 200 Swiss companies operating across the country.

He further highlighted that:

31 direct flights connect Türkiye and Switzerland every day.

More than 2.7 million passengers travel annually through the airports of Zurich, Basel, and Geneva.

Tourism, education, business cooperation, and cultural exchanges continue to deepen the ties between the two nations.

Scheurer also commemorated the 100th anniversary of Türkiye's adoption of the Civil Code and Code of Obligations inspired by Swiss law, describing this shared legal heritage as a lasting symbol of mutual trust.

"This common legal heritage remains one of the strongest symbols of confidence and cooperation between our two countries."

Bozay: "Today We Enjoy an Excellent and Multifaceted Partnership"

Deputy Foreign Minister and Director for EU Affairs Ambassador Mehmet Kemal Bozay congratulated the Swiss people on their National Day and praised the outstanding level of bilateral relations.

He emphasized that despite occasional challenges in the past, Türkiye and Switzerland today enjoy an excellent, multidimensional partnership.

Bozay also underlined the impressive economic relationship, noting that bilateral trade has reached approximately 18 billion US dollars, while Swiss foreign direct investment in Türkiye has exceeded 5 billion US dollars over the past two decades.

Professor Bilge Demirköz Honored with the 2026 Tell Award

One of the highlights of the evening was the presentation of the 2026 Tell Award to Professor Bilge Demirköz, Director of METU's Center for Innovation and Entrepreneurship (İVMER) and a member of the United Nations International Independent Scientific Panel on Artificial Intelligence.

Presenting the award, Ambassador Scheurer described Professor Demirköz as:

"One of the finest examples of Swiss-Turkish cooperation."

He praised her internationally recognized contributions to artificial intelligence, particle physics, space science, and her dedication to mentoring the next generation of researchers.

Professor Demirköz: "Science Diplomacy Means Building the Future Together"

Receiving the award, Professor Demirköz delivered an inspiring speech that received prolonged applause.

She explained that Geneva represents not only diplomacy but also a way of looking toward the future.

Reflecting on Türkiye's journey toward CERN associate membership, she noted that the experience continues to inspire international cooperation in artificial intelligence.

In one of the evening's most memorable remarks, she stated:

"The transition from particle physics to artificial intelligence is not as dramatic as it may seem. In particle physics, we study collisions between subatomic particles. Today, we seek to understand what happens when rapidly advancing technology collides with human values."

Professor Demirköz emphasized that science diplomacy is not about allowing technology to determine humanity's future but about ensuring that ethics, international cooperation, curiosity, and shared human values guide technological progress.

Innovation and Trust: The Foundations of Switzerland's Success

The reception showcased Switzerland not only as a global financial center but also as a leader in innovation, science, technology, law, sustainability, and responsible AI governance.

Throughout his address, Ambassador Scheurer consistently emphasized: Innovation Trust, Rule of law, International cooperation, Responsible AI governance ,Sustainable development, Private-sector leadership

Economic Partnership Continues to Grow

Economic cooperation between Türkiye and Switzerland continues to expand steadily.

Swiss companies play an important role in Türkiye across sectors including pharmaceuticals, machinery, chemicals, finance, energy, mining, and advanced technologies.

Emerging collaborations in export finance, green transformation, clean technologies, biotechnology, medical technologies, and artificial intelligence are opening new opportunities and strengthening the long-term strategic partnership between the two countries.

A Century of Friendship, A Shared Future

More than a National Day celebration, the reception symbolized over a century of diplomatic friendship, legal cooperation, economic partnership, and scientific collaboration between Türkiye and Switzerland.

The evening's messages—from artificial intelligence and sustainable development to science diplomacy and innovation—demonstrated the shared determination of both nations to build the future together.

The presentation of the 2026 Tell Award to Professor Bilge Demirköz, together with the launch of the Road to Geneva initiative, marked another significant milestone in strengthening Swiss-Turkish cooperation in science, technology, and artificial intelligence.

yilmazparlar@yahoo.com

25 Haziran 2026 Perşembe

İstanbul Boğazı’nda Engelliler Merkezi-Yılmaz Parlar

  

Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi Projesine Cumhurbaşkanı Desteği

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin Vizyonu Türkiye’yi Küresel Bir Merkeze Taşıyor

Dünyada engelli bireylerin haklarının korunması, sosyal yaşama tam ve eşit katılımının sağlanması ve uluslararası farkındalığın artırılması adına atılacak en önemli adımlardan biri olarak gösterilen Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi Projesi için tarihi bir süreç başladı.

İstanbul Boğazı’nda kurulması planlanan Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, yalnızca Türkiye için değil, dünya engelli politikaları açısından da örnek gösterilecek bir uluslararası merkez olma özelliği taşıyor.

Projenin hayata geçmesiyle birlikte İstanbul, engelli hakları, erişilebilirlik, eğitim, sosyal kalkınma ve uluslararası iş birliği alanlarında küresel ölçekte önemli bir diplomasi merkezi haline gelecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Destek

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkanı ve iş insanı Halil Sert, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısına katılarak yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Gerçekleşen görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği tarafından yürütülen çalışmaları takdir ettiği ve projeye yönelik olumlu yaklaşım sergilediği ifade edildi.

Halil Sert yaptığı değerlendirmede, Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi'nin Cumhurbaşkanı'nın desteğiyle İstanbul’da hayata geçirilmesi için çalışmaların hızlandırılacağını belirterek şu mesajı verdi:

"Türkiye, engelli bireylerin haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda dünyanın örnek aldığı ülkelerden biri olmaya devam edecektir. İstanbul’da kurulacak Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, insanlık adına çok büyük bir kazanım olacaktır."

Senatör Serkan Bayram’ın Öncülüğünde Hayata Geçecek

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin güçlü desteği ve Senatör Serkan Bayram’ın öncülüğünde yürütülen proje, engelli bireylerin uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmesini amaçlıyor.

Kurulacak merkezin; uluslararası konferanslara, eğitim programlarına, sosyal projelere ve engelli hakları alanındaki küresel çalışmalara ev sahipliği yapması hedefleniyor.

Aynı zamanda merkezin, farklı ülkelerden uzmanları, diplomatları ve sivil toplum kuruluşlarını İstanbul’da buluşturarak yeni iş birliklerinin önünü açacağı belirtiliyor.

Halil Sert, “Bu Proje İnsanlık İçin Bir Sorumluluktur”

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkanı Halil Sert, projeyi yalnızca bir yatırım veya kurumlaşma çalışması olarak görmediklerini belirterek, bunun insanlık adına üstlenilmiş bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Sert, “İstanbul’un kalbinde kurulacak Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, milyonlarca engelli bireyin sesi olacak. Bu proje, eşitlik, erişilebilirlik ve insan onuruna verilen değerin somut bir göstergesi olacaktır. Cumhurbaşkanımızın desteğiyle bu hayalin gerçeğe dönüşeceğine inanıyoruz” dedi.

Türkiye Küresel Bir Merkez Olmaya Hazırlanıyor

Dünya diplomasisinde etkinliği her geçen gün artan Türkiye, bu projeyle birlikte yalnızca siyasi ve ekonomik alanda değil, sosyal sorumluluk ve insan hakları alanlarında da öncü ülkeler arasındaki yerini daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nin öncülüğünde yürütülen bu tarihi girişim, İstanbul’u engelli hakları konusunda dünyanın en önemli buluşma noktalarından biri haline getirecek ve Türkiye’nin uluslararası itibarı açısından yeni bir dönemin kapılarını aralayacak.

İstanbul Boğazı’nda yükselecek Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi, yalnızca bir bina değil; umut, eşitlik, erişilebilirlik ve insanlık vicdanının sembolü olacak.

yilmazparlar@yahoo.com

Historic Step on the Bosphorus

Presidential Support for the United Nations Disability Center Project

DMW International Diplomatic Union’s Vision Positions Türkiye as a Global Hub

A historic process has begun for the United Nations Disability Center Project, regarded as one of the most significant initiatives aimed at protecting the rights of persons with disabilities, ensuring their full and equal participation in society, and increasing global awareness on disability issues.

The United Nations Disability Center, planned to be established on the Bosphorus in Istanbul, is set to become not only a landmark project for Türkiye but also a model international institution in the field of global disability policies.

Once completed, the project will transform Istanbul into a major international center for diplomacy, disability rights, accessibility, education, social development, and international cooperation.

Support from President Erdoğan

Halil Sert, President of the DMW International Diplomatic Union and a prominent businessman, attended President Recep Tayyip Erdoğan’s parliamentary group meeting and provided information about the ongoing initiatives.

During the meeting, President Erdoğan reportedly expressed his appreciation for the work carried out by the DMW International Diplomatic Union and demonstrated a positive approach toward the project.

In his statement, Halil Sert emphasized that efforts to establish the United Nations Disability Center in Istanbul would be accelerated with the support of the President, saying:

"Türkiye will continue to be among the countries that set an example for the world in protecting and advancing the rights of persons with disabilities. The United Nations Disability Center to be established in Istanbul will be a tremendous achievement for humanity."

To Be Realized Under the Leadership of Senator Serkan Bayram

Supported strongly by the DMW International Diplomatic Union and led by Senator Serkan Bayram, the project aims to strengthen the representation of persons with disabilities on international platforms.

The center is expected to host international conferences, educational programs, social initiatives, and global projects focused on disability rights.

It is also envisioned as a meeting point where experts, diplomats, and civil society organizations from around the world can come together in Istanbul, fostering new partnerships and international cooperation.

Halil Sert: “This Project Is a Responsibility to Humanity”

Halil Sert, President of the DMW International Diplomatic Union, stressed that the initiative should not be viewed merely as an investment or institutional project, but as a responsibility undertaken for the benefit of humanity.

Sert stated:

"The United Nations Disability Center to be established in the heart of Istanbul will become the voice of millions of persons with disabilities. This project will stand as a concrete symbol of equality, accessibility, and respect for human dignity. With the support of our President, we believe this vision will become a reality."

Türkiye Prepares to Become a Global Center

As Türkiye continues to strengthen its role in international diplomacy, this project is expected to further reinforce the country's leadership not only in political and economic fields but also in social responsibility and human rights.

This historic initiative, carried forward under the leadership of the DMW International Diplomatic Union, will make Istanbul one of the world's most important meeting points for disability rights and open a new chapter in Türkiye’s international standing.

The United Nations Disability Center that will rise on the shores of the Bosphorus will be more than a building; it will become a symbol of hope, equality, accessibility, and the conscience of humanity

yilmazparlar@yahoo.com

26 Mayıs 2026 Salı

Önce Gerçeği Araştır, Sonra Suçla-Yılmaz parlar

   

Zafer Partisi’ne Yönelik Tartışmalı Video Siyaset Gündemini Sarstı

Seçim Öncesi Algı Operasyonu Mu?

 Ümit Özdağ ile gazeteci-yazar Levent Gültekin arasında yaşanan son polemik, seçim sürecinde medya etiği, siyasi iletişim ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Siyasal İletişimde Dönüm Noktası

Önce Gerçeği Araştır, Sonra Suçla

Levent Gültekin’in bir video yayınında, Ümit Özdağ’ın 2023 seçim sürecinde Cumhur İttifakı ile yaptığı temasları eleştirel biçimde yorumlaması üzerine, Özdağ sosyal medya platformu X üzerinden uzun bir açıklama yaparak iddialara sert şekilde cevap verdi.

Özdağ açıklamasında, görüşme talebinin kendisinden değil, dönemin AK Parti yöneticilerinden Numan Kurtulmuş tarafından geldiğini ifade ederek, sürecin tamamen siyasi strateji kapsamında yürütüldüğünü savundu.

Levent Gültekin’in iddiaları ve Ümit Özdağ’ın bu iddialara verdiği yanıt, Türk siyasi tarihinde muhalefet liderlerinin iktidarla kurduğu gizli pazarlıkların deşifre edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu tartışma sadece iki isim arasında bir polemiğe indirgenemez. Asıl mesele şudur: Muhalefet lideri, seçim arifesinde iktidara içişleri bakanlığı karşılığında destek teklif edebilir mi?

Ümit Özdağ’ın hamlesi, stratejik bir siyasal iletişim örneğidir. Amacı, Cumhur İttifakı seçmenine şu mesajı vermektir:
“Erdoğan’a düşman değiliz; ancak sığınmacı konusunda onun gerçek niyetini göstermek istiyoruz.”

Ümit Özdağ’ın Tutarlılığı, Zafer Partisi’nin Onur Duruşu

Ümit Özdağ, Levent Gültekin’in belgesiz, doğruluğu kanıtlanmamış iddiasını teker teker çürütmüştür:

1- Görüşmeyi Numan Kurtulmuş talep etmiştir.

 2- Şartı açıktır: “13 milyon sığınmacıyı göndermeyecekseniz desteğim yok. Gönderecekseniz, bunu yapacak kişi İçişleri Bakanı olarak ben olurum.”

 3-Erdoğan’ın kabul etmeyeceğini bilmesine rağmen, bu teklif stratejik bir hamledir.
 4-Amaç: Cumhur İttifakı seçmenine, Erdoğan’ın sığınmacıları geri gönderme niyetinin olmadığını göstermek.

Bu, akıllı siyasal iletişimdir, döneklik değil.

Zafer Partisi, bu süreçte Türk milletinin bekası için şartsız şartsız sığınmacı karşıtı duruşundan bir santim ödün vermemiştir.

 İki Taraf Dinlenmeden Yapılan Habercilik Olur Mu?

Ön Yargılı Habercilik Olur Mu?

Sayın Gültekin’in tek taraflı, doğruluğu teyit edilmemiş bir iddiayı haberleştirmesi, basın meslek etiğine aykırıdır.

Bir gazeteci, mutlaka iki tarafı da dinlemelidir.

Levent Gültekin, Ümit Özdağ’a bu iddiayı sormamış, sadece kendi yorumuyla kamuoyunu yönlendirmeye çalışmıştır.

Kendisini “müstesna, özel” gibi gösteren bu üslup, objektif habercilikle bağdaşmaz.

Vaktiyle Destek Verdiği Gazeteciyle Bugün Polemik Yaşıyor

Ve üstelik: Ümit Özdağ, zamanında Levent Gültekin gözaltına alındığında “bir an önce serbest bırakılmasını” isteyerek gazetecilik özgürlüğüne sahip çıkmıştır.
Bugün aynı Gültekin, Özdağ’ı hedef almaktadır. Bu vefasızlık ve tek yanlı yayıncılıktır.

Kimin Menfaatine Çalışıyor?

Seçim Sürecinde Doğrulanmamış İddiaların Servis Edilmesi Soru İşaretleri Yarattı

“Aceleyle, doğruluğu kanıtlanmamış belgesiz haberler” bir partiyi ve liderini yıpratma aracıdır.

Levent Gültekin’in bu yayını, kimin çıkarlarına hizmet etmektedir?

İktidarın psikolojik harekât araçlarından biri olduğu iddiası güçlenmektedir.

Muhalif seçmene “Zaten bu liderler de pazarlık yapıyor” dedirterek Zafer Partisi’ne olan güveni sarsmak amaçlanmaktadır.

Oysa Ümit Özdağ, şeffaflıkla açıklamıştır:

“O teklif, Erdoğan’ın sığınmacıları göndermeyeceğini deşifre etmek içindi.”

Zafer Partisi’ne Ve Ümit Özdağ

Dik duruşu: Hiçbir makam karşılığında taviz vermemiştir.

Stratejik zekâsı: Cumhur İttifakı seçmenine ulaşmak için risk almış, ancak asla prensiplerinden vazgeçmemiştir.

Vefası: Bir zamanlar Levent Gültekin’in özgürlüğü için ses çıkaran Özdağ, bugün aynı kişinin iftirasına maruz kalmıştır. Bu, Özdağ’ın karakterini ortaya koymaktadır.

Ümit Özdağ, Türk milliyetçiliğinin ve sığınmacı karşıtı duruşun en cesur, en tutarlı ve en vizyoner lideridir.

Kamuoyu Daha Şeffaf ve Belgeli Habercilik Bekliyor

Son yaşanan gelişmeler, Türkiye’de medya-siyaset ilişkilerinin ne kadar hassas bir zeminde ilerlediğini bir kez daha ortaya koyarken; kamuoyu da seçim sürecinde daha şeffaf, belgeli ve çok taraflı habercilik beklentisini güçlü şekilde dile getiriyor.

Levent Gültekin’in haberciliği etik dışıdır. Zafer Partisi ise alnının akıyla bu iftira kampanyasından çıkacaktır. Milletimiz, kumpasları ve çamur atmayı değil, vicdanı ve cesareti ödüllendirir.

yilmazparlar@yahoo.com

Levent Gültekin Video Söylemi

“Çok basit bir örnek vereyim. Mesela şimdi bugün dinledim.

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ bir yere röportaj vermiş. Çok gururla anlatıyor mesela bunu ve bizim izleyicilerimizin umurunda değil. Bizim derken bütün Türkiye politik kamuoyunu söylüyorum.  Sözcüye çıktığı konuşma mı? Herhalde bilmiyorum ben videosunu gördüm. Diyor ki zaten bu bilinen bir şey de izleyicilerimiz zihni açılsın diye söylüyorum. Ben diyor gittim 2023 seçimlerinde Erdoğan'a dedim ki ben randevu talep ettim. Numan Kurtulmuş'la beni görüştürdüler diyor.

Numan Kurtulmuş'a dedim ki, bana İçişleri Bakanlığı verirseniz sizi desteklerim. Bu bilinen bir şeydi zaten. Numan Kurtulmuş da dedi ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle çalışmıyor. Yani kabul etmedi. Çok basit bir soru soracağım şu anda. Beni izleyen Zafer Partililer de dahil. Onların hepsine bir soru soracağım. Ben şimdi yarın çıksam desem ki, Erdoğan beni aradı,  bana Kültür Bakanlığını teklif etti, o yüzden ben de gidiyorum. Ne yaparsınız beni?

Ne yaparlar beni? Dönek, satılmış, hain, sen de mi yaptın demezler mi? Peki nasıl oluyor bir muhalefet lideri Erdoğan'a içleri bakanlığını bana verirsen seni desteklerim diyor. Diyor. Peki o adam sonra dönüp muhalefet lideri oluyor. En keskin muhalefet lideri oluyor.  Bizde birçok insan da ona gayet sert bir muhalefet lideri olarak. Ben de diyorum ki, muhalefet liderleri bu kadar işte.”

Zafer Partisi Başkanı Prof.  Dr. Ümit Özdağ X (Twitter)  Cevabı

Levent Gültekin isimli siyasi paparazzici yukarıda açık seçik yalan söylüyor.

1)Ben Numan Kurtulmuş’tan randevu isteyip gitmedim. Numan Kurtulmuş benden randevu alıp zafer Partisi Genel Merkezi’nde beni ziyaret etti.

2)Numan Kurtulmuş bana Erdoğan’ın selamını söyledi ve 2. Turda Erdoğan’ın Zafer Partisi’nin desteğimi istediğini iletti.

3)Ben de kendisine Zafer Partisi’nin 2. turda Erdoğan’a destek verebileceğini, bunun şartının 13 milyon sığınmacı ve kaçağı vatanlarına dönmesini Erdoğan tarafından kabul olduğunu ifade ettim ve ekledim. “Ancak bu politikayı kabul etmeniz yetmez. Uygulanması konusunda size güvenmemiz mümkün değil.

Bu politikayı Zafer Partisi Genel başkanı ve İçişleri Bakanı olarak ben uygulayacagim destek şartıımız budur” dedim.

4)Kurtulmuş bunun üzerine “Erdoğan böyle çalışmaz. Siz kabul edeceksiniz. O size bir şey verecek” dedi. Ben de “ben de öyle çalışmıyorum” dedim ve ekledim “Numan bey teklifimi kabul veya reddedecek durumda değilsiniz siz lütfen Erdoğan’a teklifimi iletin” dedim.

5)Şimdi bak Levent senin zeka ve ahlak seviyene uygun bir şekilde anlatıyorum. Bunun benim için zor olduğunun altında çiziyorum.

6)Erdoğan’ın 13 milyon sığınmacı ve kaçak yollamayacağını biliyordum. Buna rağmen bu teklifi yaparken amacım Cumhur İttifakı seçmenine Erdoğan’a düşman olmadığımızı ancak Erdoğan’ın 13 milyon sığınmacı ve kaçağı yollamak gibi bir niyeti olmadığını göstermekti.

7)Ayrıca milyonda 1 ihtimal diyelim Erdoğan kabul etti Bahçeli’nin benim İçişleri Bakanlığımı kabul etmesi mümkün değildi.

8)Özetle yapmış olduğum şey Cumhur İttifakı seçmenine ulaşmak için bir hamleydi. Akıllı Siyasal iletişim uzmanları bunu anladılar ve beni hemen aradılar.

9)Gelelim Levent Gültekinin işlevine; Levent, muhalif gibi görünen ancak amacı muhalif kitlelerin muhalif siyasetçilere ve muhalif siyasi partileri olan inancını kırmak olan bir iktidar psikolojik harp aracıdır.

AK Parti’ye muhalif gibi davranırken esas amacı iktidara eleştirmek değil seçmenin muhalif liderlere olan inancını sarsamak için psikolojik operasyon yapmaktır.

Böylece AK Parti iktidarına destek olmaktadır. İktidar mensubu politikacıların Levent Gültekin’in telefonlarına neden cevap verdiğini zannediyorsunuz.

Muhalif kanalların önünden geçmeyen, muhaliflere küfreder gibi konuşan AK Partililer Levent ile canciğer kuzu sarması her şeyi anlatıyorlar.

https://twitter.com/umitozdag/status/2059196416421929201

Pre-Election Perception Operation?

Controversial Video Targeting Victory Party Shakes Political Agenda

The latest polemic between Victory Party leader Ümit Özdağ and journalist-writer Levent Gültekin has brought debates on media ethics, political communication, and accurate public information back to the forefront during the election process.

A Turning Point in Political Communication – Investigate the Truth First, Then Accuse

After Levent Gültekin critically commented on Özdağ's alleged contacts with the People's Alliance during the 2023 election process in a video broadcast, Özdağ responded firmly via X (Twitter), refuting the claims point by point.

Özdağ stated that the meeting request did not come from him but from former AK Party official Numan Kurtulmuş, arguing that the entire process was conducted within the scope of political strategy.

Gültekin's claims and Özdağ's response are highly significant in exposing behind-the-scenes negotiations between opposition leaders and the government in Turkish political history. This controversy cannot be reduced to a simple dispute between two names. The real question is: Can an opposition leader offer support to the government in exchange for the Ministry of Interior on the eve of an election?

Özdağ's move is an example of strategic political communication. His goal was to send the following message to People's Alliance voters: "We are not enemies of Erdoğan; but we want to show his true intentions regarding refugees."

Ümit Özdağ's Consistency – The Honorable Stance of the Victory Party

Ümit Özdağ has systematically refuted Levent Gültekin's undocumented and unverified claims:

  1. Numan Kurtulmuş requested the meeting, not the other way around.
  2. The condition was clear: "If you will not send back 13 million refugees, I have no support. If you will, the person to implement this must be me as Minister of Interior."
  3. Even knowing Erdoğan would not accept, this offer was a strategic move.
  4. The aim: To show People's Alliance voters that Erdoğan had no intention of returning refugees.

This is smart political communication, not betrayal. The Victory Party has not compromised its uncompromising stance against refugees for the sake of the Turkish nation's survival.

Can Journalism Be Done Without Hearing Both Sides? Is Prejudiced Journalism Acceptable?

Mr. Gültekin reporting a one-sided, unverified claim violates press ethics. A journalist must always hear both sides. Gültekin did not ask Özdağ about this claim; he only tried to sway public opinion with his own commentary. This self-exalting style is incompatible with objective journalism.

Now in Polemic with a Journalist He Once Supported

Moreover, when Levent Gültekin was detained in the past, Ümit Özdağ spoke out for his release, defending press freedom. Today, the same Gültekin targets Özdağ. This is ingratitude and one-sided broadcasting.

Whose Interests Are Being Served? Unverified Allegations During the Election Process Raise Questions

"Hasty, unproven, undocumented news" is a tool to wear down a party and its leader. Whose interests does Levent Gültekin's broadcast serve? The claim that he is a tool of psychological warfare for the government is gaining strength. The aim is to shake trust in the Victory Party by making opposition voters think, "These leaders also make deals." Yet Ümit Özdağ has explained transparently: "That offer was to expose that Erdoğan will not send refugees back."

Praise for the Victory Party and Ümit Özdağ

Principled stance: He did not compromise for any position.

Strategic intelligence: He took risks to reach People's Alliance voters but never abandoned his principles.

Loyalty: Özdağ once defended Gültekin's freedom; now he is the target of the same person's slander. This reveals Özdağ's character.

Ümit Özdağ is the most courageous, consistent, and visionary leader of Turkish nationalism and the anti-refugee stance.

The Public Expects More Transparent and Documented Journalism

These latest developments once again reveal how sensitive media-politics relations are in Turkey. The public strongly voices its expectation for more transparent, documented, and multi-faceted journalism during the election process.

Levent Gültekin's journalism is unethical. The Victory Party will emerge from this slander campaign with its honor intact. Our nation rewards conscience and courage, not conspiracies and mudslinging.

yilmazparlar@yahoo.com

Levent Gültekin's Video Statement

"Let me give a very simple example. I heard this today.

The leader of the Victory Party, Ümit Özdağ, gave an interview somewhere. He's telling it very proudly, for instance, and it doesn't matter to our viewers. When I say 'our viewers,' I mean the entire Turkish political public. Was it the interview he gave to Sözcü? I don't know, I saw the video. He says, 'This is already known, but I'm saying it so that our viewers' minds can be opened.' He says, 'I went in the 2023 elections and said to Erdoğan, I requested a meeting. They arranged for me to meet with Numan Kurtulmuş.'

He says, 'I said to Numan Kurtulmuş, "If you give me the Ministry of Interior, I will support you." This was already known. Numan Kurtulmuş said, "President Erdoğan does not work like that." So he did not accept.'

Now I will ask a very simple question. Including the Victory Party members watching me. I will ask all of them a question. If I came out tomorrow and said, 'Erdoğan called me, he offered me the Ministry of Culture, so I am going,' what would you do to me?

What would they do to me? Wouldn't they call me a turncoat, a sellout, a traitor, 'You too?' Then how is it that an opposition leader says to Erdoğan, 'If you give me the Ministry of Interior, I will support you'? He says that. And then that same man later becomes the opposition leader. The sharpest opposition leader. Many people here see him as a very tough opposition leader. And I say, that's opposition leaders for you."

Victory Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ's Response on X (Twitter)

The political paparazzi named Levent Gültekin is clearly and unequivocally lying above.

  1. I did not request an appointment from Numan Kurtulmuş and go to him. Numan Kurtulmuş requested an appointment from me and visited me at the Victory Party Headquarters.
  2. Numan Kurtulmuş conveyed Erdoğan's greetings to me and stated that in the second round, Erdoğan requested the support of the Victory Party.
  3. I told him that the Victory Party could support Erdoğan in the second round, on the condition that Erdoğan accepts the return of 13 million refugees and illegal migrants to their homelands, and I added: "But it is not enough for you to accept this policy. It is impossible for us to trust you to implement it. Our condition for support is that I, as the Chairman of the Victory Party and Minister of Interior, will implement this policy."
  4. Thereupon, Kurtulmuş said, "Erdoğan does not work like that. You will accept. He will give you something." I replied, "I don't work like that either," and added, "Mr. Numan, you are not in a position to accept or reject my offer. Please convey my offer to Erdoğan."
  5. Now listen, Levent, I am explaining this in a way that suits your level of intelligence and morality. I underline that this is difficult for me.
  6. I knew that Erdoğan would not send back the 13 million refugees and illegal migrants. Nevertheless, my aim in making this offer was to show the People's Alliance voters that we are not enemies of Erdoğan, but that Erdoğan has no intention of sending back the 13 million refugees and illegal migrants.
  7. Moreover, let's say there was a one-in-a-million chance Erdoğan accepted. It would have been impossible for Bahçeli to accept my appointment as Minister of Interior.
  8. In summary, what I did was a move to reach the People's Alliance voters. Intelligent political communication experts understood this and immediately called me.
  9. As for Levent Gültekin's function: Levent is a tool of psychological warfare for the government, who appears to be an opposition figure but whose aim is to break the faith of opposition masses in opposition politicians and opposition political parties. While pretending to oppose the AK Party, his real purpose is not to criticize the government but to carry out a psychological operation to shake voters' belief in opposition leaders. Thus, he supports the AK Party government. Why do you think government politicians answer Levent Gültekin's calls? AK Party members, who wouldn't even walk past opposition channels and speak to opponents as if cursing them, are like best friends with Levent and tell him everything.